Reklamı Geç
Reklam
Reklam
DEĞİŞİM SÜRECİNDE ZAMANI VERİMLİ KULLANABİLMEK-1
AYDIN ALAS

AYDIN ALAS

DEĞİŞİM SÜRECİNDE ZAMANI VERİMLİ KULLANABİLMEK-1

12 Mayıs 2019 - 17:20 - Güncelleme: 12 Mayıs 2019 - 19:38

Yıllardır bir türlü fark edemediğimiz, değişmeyen tek bir gerçek varsa o da değişimdir. İnsanoğlu yaratıldığı günden beri değişiyor ve dönüşüyor. Bir gün önceki halimizle şu anki halimiz birbirinin aynısı değil. Çünkü hücrelerimiz bölündü, yağ asitlerimizin şekli değişti, kanımızdaki değerler değişti vs.

Her geçen dakika bize takdir edilmiş olan zamanımız tükeniyor. Dünyada sınırlı olan bir zaman kavramının içerisindeyiz aslında. Ancak ne hikmettir ki, biz insanlar bu sınırlı kaynağı yani zamanı kendi lehimize çevirme konusunda ciddi anlamda zorlanıyoruz. Çünkü farkında değiliz. Bize hibe edilmiş olan bu zamanı fütursuzca harcamanın peşindeyiz.

Dün bir seminerim vardı ve öncesinde kuaförüme uğradım. Koltuğa oturdum. Nasıl olsun abi dedi, her zamanki gibi dedim. Usta bir taraftan tıraşını yaparken bir taraftan benimle sohbet ediyordu. Bu sırada salonda oturan bir genç elinde cep telefonuyla yanımıza geldi ve kesimi yapan ustaya telefonunda heyecanla bir şeyler göstermeye başladı. Her halde çok önemli bir şey diye düşünmeye başladım. Çünkü hiçbir esnaf müşterisi koltukta otururken tam dört dakika otuz üç saniye boyunca o telefona bakmaz. Konuşmalarından bahsettikleri mevzunun bir mobil oyunla alakalı olduğunu anlamıştım. Hangi oyun olduğunu anlamak için kafamı döndürüp baktığımda, bir zamanlar benimde telefonuma yüklediğim ve sonra çok zamanımı aldığı için üç gün sonra uygulamalardan kaldırdığım popüler bir oyun. Şu sıralar gençlerimizin sıklıkla oynadığı bir oyun! Hatta kuafördeki konuşmalarımızda şöyle bir diyalogda geçti: Bu oyunu en iyi oynayanlar, şampiyonlar Türkiye’den çıkıyormuş. İçimden güldüm, ağlanacak halimize güldüm. Adamlar müthiş bir oyun yapıyorlar, ciddi paralar kazanıyorlar fakat o oyunu en müthiş bir şekilde biz oynuyoruz ve bununla da gurur duyuyoruz. Hindistan, Çin ve İngiltere gibi ülkelerde bu tarz oyunları oynamak yasak… Bir oyunu hayatımızın merkezine bu kadar girmesi hiç hoş bir durum değil. Gençler sanatla, müzikle ve sporla uğraşmak yerine vakitlerini oyun oynayarak geçirmeyi tercih ediyorlar.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor mu? Evet. Peki bizi tembelleştiriyor mu? Ona da evet. Peki biz teknolojinin hangi tarafındayız? Üreten tarafında mı tüketen tarafında mı? Sanıyorum sizin için bunun cevabını vermek çok zor olmasa gerek.

Batı, Amerika ve İngiltere Dünya’yı yönetme konusunda iddialı. Bunu bize hissettirmeden yaptığı için de başarılı aslında. Çocuklar teknoloji bağımlısı oluyor. Bilgisayar oyunu oynamadığı gün krizlere giriyorlar! Sizce bu normal mi? Hiç de normal değil hem de. Ben ilk bilgisayar oyumu 90’lı yılların başında oynadım. O dönemler Akçakoca’da bir ilk olan, zamanın aktif genç girişimci iş adamı Cemil GÜLEZ’ in açmış olduğu ATARİ salonunda tanışmıştım bilgisayar oyunu ile. Onun keyfi ve heyecanı ayrı tabi. Oyun oynamak, spor yapmak, yemek yemek, ibadet etmek vs. Her şeyi ölçülü bir biçimde yapmakta fayda var. Biz Türkler bir şeyi sevdiğimiz zaman ona gereğinden fazla bağlanıyoruz.İşte asıl mesele bu aslında. Ne demiş atalarımız: “Azı karar, çoğu zarar.” Çok doğru söylemişler. Söylemişler söylemelerine ama, dinleyen kim! Zaten atalarımızı dinleseydik, şimdi bu hallerde olmazdık sanırım! Her neyse…

Gün hepimiz için 24 saat. Allahtan o konuda eşitiz. Hiç kimse yaratıcıya neden bana günde 12 saat verdin de Hüseyin’e 20 saat, Ayşe’ye 18 saat verdin diyemeyecek! Hepimizin 24 saati var. Ancak bu süreyi ne kadar verimli kullanıp kullanamayacağımız bizim elimizde. Biz zamanın adaleti konusunda yaratıcıya hesap soramayacağız evet, ancak o bize zamanımızı nasıl harcadığımız konusunda hesap soracak şüphesiz.

Değişmemiz gerekiyor. Acilen kendimize gelmemiz ve fabrika ayarlarımıza geri dönmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde bir ülkenin bekasından söz edilebilir. Bizi kurtaracak olan başımıza kimin geçeceği değil aslında. Biz kendi otokontrolümüzü sağlayabildiğimiz an bu ülke de değişim başlayacak. Çünkü toplum bireylerden oluşur ve bireyler düzeldiğinde toplumda düzelir. Daha yapacak çok işimiz var. Bu yüzden değişime nereden başlamalıyız sorusunu soranlara cevap: Kendinden başla güzel insan, kendinden başla.

Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere, sevgiyle kalın.

Bu yazı 1957 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar

Reklamı Geç