Reklamı Geç
Reklam
Reklam
DEĞİŞİM SÜRECİNDE ZAMANI VERİMLİ KULLANABİLMEK-3
AYDIN ALAS

AYDIN ALAS

DEĞİŞİM SÜRECİNDE ZAMANI VERİMLİ KULLANABİLMEK-3

10 Haziran 2019 - 10:58

“Dünyayı değiştirmek istiyorsan, önce kendinden başla.” (MamathaGhandi)

Değişim hayatın kaçınılmaz kuralıdır. Her şey kesintisiz değişir. Değişmeyen tek şey değişim kelimesidir. Bu söylemleri bilirsiniz. Biraz klişe oldu ancak çoğu zaman doğru bildiklerimizi tekrar etmekte fayda vardır.

Bir şeyi biliyor olmak onu yapıyor olduğumuz anlamına gelmez. Bir şeyi yapıyor olmamız, o şeyi tam olarak anladığımız anlamına da gelmez. Bir şeyi anlamış olmamız, idrak ettiğimiz anlamına gelmez ve yine bir şeyi idrak etmemiz onu içselleştirdiğimiz anlamına gelmez. Şimdi bunları neden söylediğimi merak ediyor olabilirsiniz?

Biz insanlar daha zengin olmak için bu dünyaya gönderilmedik. Allah bizi daha mutlu olmamız için bu Dünyaya gönderdi. Çünkü bizi doğrudan cennete koymuş olsaydı, biz bunun değerini anlayamayacaktık! Her şey zıddıyla bilinir. Soğuk-sıcak, iyi-kötü, güzel ve çirkin! Yokluk- Varlık… Örnekleri çoğaltabiliriz. Dünyada çektiğimiz sıkıntılar, problemler, kıtlık, savaşlar, kötülükler, ahlaksızlıklar vs. olumsuz örneklerin hiçbiri paralel evrende yani ahiret yurdunda yok… Fakat yaşadığımız gezegende var!

Ya içinde bulunduğumuz dünyaya ve kendi çevremize uyum sağlayacağız. Ya da daha bu Dünyayı daha iyi hale getirmek için birlikte çalışacağız. Uyum sağladığımızda her şey ilk başta normalmiş gibi gözükebilir. Çevremizdeki çoğunluk insanlar gibi davrandığımızda, onlar gibi olduğumuzda bir problem yok. Ancak çevrenizdekiler gibi düşünmediğinizde, onlar gibi yiyip içip eğlenmediğinizde, günahlara ve haramlara girmediğinizde, okumak yerine eleştirdiğinizde, kendinizi geliştirmek yerine gününüzü gün ettiğinizde, herkesin bildiği sıradan işleri yaptığınızda sosyolojik anlamda problem yaşamazsınız.

Ancak diğerlerinden farklı davrandığınızda yalnızlaşmaya mahkûm edilebilirsiniz. Eğer kendinizle barışık bir insanız bunu çok problem yapacağınızı sanmıyorum. Ancak henüz kendinizle alakalı sorunları çözememişseniz, bu sizin için çok büyük bir travma olabilir. Bu yüzden değişmek çok zordur.Değişim içeriden açılan bir kapıdır. Kimse sizi zorla değiştiremez.

Değişimin önündeki en büyük engel alışkanlıklardır:

Değişimin önündeki en büyük engel alışkanlıklardır. Alışkanlıklar ne kadar güçlü olursa değişmek de bir o kadar zor olur. Değişimi yönetip başarılı olmak demek, insanın kendinde bulunan alışkanlıkların üstesinden gelmesi demektir.

Bir insan nasıl değişir sorusunun cevabı nedir derseniz, alışkanlıklarından kurtulmak diyebilirim… Fazla yemek, fazla içmek, fazla uyumak, sigara, nargile, şeker kullanımı, şans oyunları, zamanı fazla boşa geçirmek…vs bunların hepsi alışkanlıktır. Gereğinden fazla konuşmak da bir alışkanlıktır. Sürekli kendini anlatma isteği de bir alışkanlıktır. Kendini başkalarına beğendirme isteği ise nefsin 70 tane kusurundan bir tanesidir…

Değişim insanların güvenlik duygularını tehdit çünkü her değişiklik belirsizlik içerir.

Nedenleri iyi anlatılmamış, içeriği hakkında yeterli bilgi verilmemiş değişiklikler insanda tedirginlik yaratır. Bilgisizlik değişime karşı olan direnci arttırır. Bu nedenle değişimi yönetmek için insanlarla aramızdaki olan iletişimi de iyi yönetmemiz gerekir. İnsanları değişimin her aşamasında bilgilendirmek, onların tepkilerini içtenlikle dinlemek, sorunlarına çözüm üretmek gereklidir.

Değişmek istiyorsan, değişimin bir ihtiyaç olduğunu anlamalısın.

Değişimin ihtiyaç olduğunu biliyor ancak değişmek için çabalamıyorsan, o zaman yeterince istemiyorsun demektir. Değişmek için, bunun hayati bir ihtiyaç olduğunu anlamak gerekiyor. Çoğu insan değişmez, çünkü değişimin gerekli olmadığını düşünür. Hayatında bir değişiklik yapmak istemez. Çünkü o şekilde yaşamaya alışmıştır. Değişmesem de bir şey kaybetmem diye düşünür. Evet, değişmeyen bir şey kaybetmez belki, ama bir şey de kazanamaz! Kazanmak için değişmek şart. 

Değişime olan direnci azaltmak için, değişime direnecek olan insanları da sürece dahil etmek gerekir.

Değişime dahil olan herkes değişimden daha az endişe duyar ve değişimi daha çabuk kabullenir.

Sadece bireysel farklılıklar değil, bir toplumun içinde yaşadığı kültür de insanların değişime karşı tutumlarını belirler. Bazı toplumlar değişimi kucaklarken, bazıları kapalı olurlar. Değişmek istemezler. Türkiye kültürü değişime direncin az olduğu esnek bir yapıya sahiptir. Bu nedenle batı toplumlarında değişimi yönetmek daha zorken, Türkiye’de değişimi yönetmek daha kolaydır.

Değişimle ilgili olan bilgilerimizi, hikayeleştirme yöntemiyle pekiştirmeye çalışalım:

Güzel bir Şehrin birbirine sosyolojik açıdan bütünüyle zıt İki farklı kasabı varmış:

Bir kasabanın ismi “AK” kasaba diğer kasabanın ismi ise “KARA” kasabaymış. Ak kasabanın gençleri ve yerlileri: Büyüklerine saygıda kusur etmeyen, akrabalarını sürekli ziyaret eden, komşularının halini hatırını soran, arkadaşları zor durumdayken onlara ellerinden gelen yardımı yapan, yalan söylemeyen, sürekli doğruları konuşan ve savunan, dürüstlük konusunda ellerine kimse su dökemezmiş. Hatta bu kasabada Camiler sabah namazında bile dolar taşarmış. İnsanlar Allaha itaat konusunda, kulluk konusunda ellerinden gelenin de fazlasını yaparlarmış. Asla uyuşturucu kullanmazlarmış. İçki içme ve zina yapma adetlerini ise tamamen bırakmışlar ve kötü alışkanlıklarının hepsine bir daha dönmemek üzere tövbe etmişler. Bu kasabada yaşanan değişim dilden dile dolanmış ve bu inanılmaz değişim tüm Ülkeye örnek olmuş.

Kara kasabada yaşayan kişiler ise AK kasabada yaşayan insanların tam zıddı şekilde hareket ediyorlarmış. Gençler günden güne raydan çıkıyormuş. Aileler çocuklarını kontrol edemiyormuş. Henüz yirmisine bile varamadan sokakta uyuşturucu krizinden ölen çocuklar mı dersin yoksa annesine babasına asi gelmekle yarışan insanlar mı

Bu yazı 535 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç