Reklam
Reklam
HUKUKU TÜRK ADALETİ SAĞLAR
Fuat Ünnü

Fuat Ünnü

HUKUKU TÜRK ADALETİ SAĞLAR

03 Haziran 2019 - 10:39

AB Komisyonu 2019 Türkiye Raporu açıklandı. Raporda geçtiğimiz senelerde olduğu gibi Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve demokrasiden uzaklaşmaya devam ettiği ifade edilirken mağduriyetler ve insan hakları ihallleri tek tek rapor edildi.Rapor halinde açıklanan bu rapor AKÇAKOCALI Her bireyi ilgilendiriyor.

Raporda 'Cumhurbaşkanlığı sistemi yürütmeyi tümüyle kontrolü altına aldı ve kamu yönetiminde önemli atamaları kendisine bağlayarak, kamu idaresini siyasallaştırdı. Yasama kurumu Parlamento zayıflatıldı. Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı ciddi biçimde yara aldı.' ifadeleri yer aldı.Momerandum ve BAŞKANLIK Seçimlerinde dikkatli okuyun ikazlarına rağmen Seçmenin sayın ERDOĞAN'I ddölüm derecesinde sevmeleri ve ona çok güvenmeleri sebebiyle EVET VE BAŞKAN ERDOĞAN Seçilmesi gelinen durumu raporda açıkça göstermektedir.

Raporda insan hakları ve demokrasi konularında ciddi gerilemenin devam ettiği belirtiliyor ve ekonomik alanda yaşanan sorunların endişeye yol açtığı ifade ediliyor. Avrupalı yetkililer hiç bir faslın açılmasının öngörülmediğini söylüyorlar.

Raporda OHAL Komisyonu’nun işleyişinin sorunlu olduğu, İstanbul seçimlerine yönelik endişeler, azınlık hakları, 2016 yılında yaşanan darbe girişiminin ardından toplu ihraçlar, gazecilere yönelik baskı ve Türk ekonomisindeki güvenlik açığına yer veriyor.

'Hiç bir fasıl açılmayacak'

Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn Avrupa Parlamentosu Dış İşleri Komitesi’nde Türkiye’yi de yakından ilgilendiren ve toplam 7 ülkeyi kapsayan genişleme paketini sundu.

Türkiye'nin önemli bir partner olduğunu dile getiren Hahn demokrasi ve insan hakları ihallelerinin devam ettiğini, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden giderek uzaklaştığını bu yüzden 2018 yılında verilen karar doğrultusunda üyelik konusunda hiç bir faslın açılamayacağını söyledi.

 AP 23 Haziran seçimleri için Türkiye'ye gözlemci heyeti göndermeli söylemini tekrar etti.

Johannes Hahn'ın sunumunun hemen ardından bir çok parlamenter Türkiye ilgili Hahn'a sorular yöneltti. Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Kati Piri Türkiye'de cezaevlerinde işkencelerin devam ettiğini dile getirerek Avrupa Komisyonu'nun yaşananları sadece not etmemesi gerektiğini, durumun düzelmesi için strateji belirlemesini istedi. Kati Piri Avrupa Parlamentosu'nun 23 Haziran'da yapılacak seçimlerin izlenmesi için heyet göndermesini talep etti.

Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist ve Demokratlar Grubundan Porteklizli Parlamenter Ana Gomes ise "Türkiye’deki hapishanelerde hücrede tutulan kadın hakimlere ve Ankara'da kötü muameleye maruz kalan diplomatlar konusunda susmamalıyız" ifadelerini kullandı.

 

Raporda ele alınan konular ana başlık olarak şöyle:

Türkiye’de OHAL kaldırılmış olmasına rağmen fiili olarak kısmen devam ediyor.

Bir çok insan hakları savunucunusunun, LGBT üyelerinin, gazeteci ve entellektüellerin cezaevinde bulunduğu hatırlatılıyor.

Istanbul seçimlerinin yeniden yapılması kararı ve Güney Doğu'da ikinci olan adaylara mazbata verilmesi, seçim süreçlerinin hukukiliği ve hakikiliği konusunda ciddi endişe uyandırdı ifadeleri kullanılıyor.

Türk ekonomisinde geriye gidiş devam ediyor. Endişeler Türkiye'nin serbest pazar ekonomisi olup olmadığına kadar ulaştı.

Özellikle dış finans konusundaki keskin geriye gidiş Türk ekonomisinde olan güvenlik açığını ortaya çıkardı.

OHAL’in ilk etapta hükümet tarafından darbenin faili olarak gösterilen Gülen Hareketi’ni dağıtmak amacıyla ilan edildiği belirtiliyor.

Türkiye’nin kendisine yönelik tehditlere karşı tepki vermesini anlayışla karşılamakla birlikte; çok sayıda insanın kaçırılması, binlerce tutuklama ve gözaltılar çok ciddi endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

OHAL Komisyonu’nun dosyaları ele alışı ve işleyişi, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ciddi soru işaretleri oluşturuyor deniliyor .ve OHAL Komisyonu’nun yeniden geçerli bir iç hukuki işleyiş haline getirilmesi gerekir ifadeleri yer alıyor. OHAL süresinde keyfi olarak işlerinden atılan kişilerin her türlü zararlarının ve haklarının tazmin edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

160’dan fazla gazetecinin hapiste olduğu vurgulanarak halen tutuklu bulunan; gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu, avukat ve akademisyen gibi isimlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuyor.

Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak gibi önemli gazetecilerin Gülen Hareketi ile bağları sebebiyle hapse atıldıklarını rapor ederken yerel mahkemelerin AIHM’nin kararlarını hiçe saydıklarına atıfta bulunuluyor.

Suçun şahsiliği ilkesinin yeniden inşa edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Mevcut hakim ve savcıların %30’unun 2016 Temmuz ayından sonra zorla işlerinden uzaklaştırılmaları ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi yara aldı. Yerlerine atanan savcı ve hakimlerde objektif ve liyakata dayalı bir atama sistematiği gözlemlenmedi. İşlerinden atılan savcı ve hakimler sebebiyle yargı oluşan büyük sorunlar halen devam ediyor.

Yolsuzluk çok yaygın bir biçimde devam ediyor.

Mahalli seçimlerdeki usulsuzlükler dile getiriliyor.

İşkence ve kötü muamele devam ediyor ve OHAL dönemindeki yasal değişikliklerden sonra durum daha da kötüye gidiyor.

Hapishanelerde şartların ve durumun çok kötü olduğu, 260 bin kişinin hapishanede bulunduğu, bunlardan 57 bin tanesinin tutuklu olduğu, 743 bebeğin anneleriyle hapiste bulunduğu, hapiste bulunanların yüzde 20’sinin terörle suçlandığı, sağlık imkanlarına ulaşmanın engellendiği, kötü muamele, görüş yasakları, uzun süreli hücre gibi uygulamaların yaygın biçimde devam ettiği ve insan hakları örgütlerinin bunları tespit için hapishanelere girmesine izin verilmediği ifade ediliyor.

Kaçırılan kişilerle alakalı soruşturma açılmadı ve iddialara cevap verilmedi deniliyor.

8.8 milyar euro değerinde 1008 şirkete el konulduğu ve TMSF tarafından idare edildiği rapor ediliyor. Birçok kurum şirket be şahsi mal varlığına OHAL öncesinde ve OHAL döneminde el konulması ciddi bir endişe olmaya devam ediyor. El konulmalarla alakalı etkili bir itiraz mekanizması hala yok ve OHAL Komisyonu bu görevi yerine getirmekten çok uzak zira çok yavaş karar veriyor ve şeffaf değil deniliyor.

1546 avukat hakkında adli tahkikat yapıldı ve 274 avukat hakkında mahkemeler terör örgütü ile alakalı ceza verdi.

Raporda “Türk hükümeti OHAL’i darbeden sorumlu tuttuğu ve 2016 Mayıs’ında bir terör örgütü olarak kabul ettiği Gülen Hareketi’ni dağıtmak için ilan etti” ifadeleri yer alıyor.

2018 Mart ayında Kosova’dan 6 Türk vatandaşının Türk hükümetinin talebi ile tutuklanıp sınır dışı edilmiş olmasına dair ciddi endişeler devam ediyor.

Rapora göre Türkiye'de 4 milyon mülteci var.

Türk hükümeti 30 Mayıs tarihinde cezaevlerindeki hükümlülerin durumunu etkileyecek olan ve uzun zamandır beklenen Yargı Reformu Stratejisi Belgesi'ni açıklandı.Inşallah Sayın ERDOĞAN  tarafından açıklanan bu belge beklentileri karşılar.Mesele yazmak değil uygulamak.Dogru,bağımsız,adil,tarafsız bir şekilde.TANRI ADIYLA.TANRI VATANIMI KORUSUN.KALIN SAĞLICAKLA.

Bu yazı 2190 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar