Reklam
Reklam
Eylül ve dökülen yapraklar
MAHMUT TOPTAŞ

MAHMUT TOPTAŞ

Eylül ve dökülen yapraklar

05 Eylül 2019 - 11:28

Eylül geldi, hoş geldi, sefalar getirdi.

Güneşin yaktığı yerlere serinlik merhemi sürüyor Eylül.

Serin hava, akciğerlerimize, buzdolabından çıkmış fesleğen şurubu gibi geliyor.

Ağaç dallarından kopan yapraklar, kafesten kaçan kuşlar gibi havada uçuşuyor.

Veya yeni sene baharda doğacak taze yeşil yapraklara yer açmak için, yerinden kalkıp daha yüksek, daha devamlı, daha dayanıklı, daha bereketli, daha üretken toprak makamına yükselmek için daldan toprağa atlıyor mu desem yoksa bütün bunlar, kendilerini yaratan Rabbin emrine kayıtsız, şartsız, amasız, lakinsiz, uyuyor mu desem?

Birimiz de daldan düşen yaprağı, anasının kucağından atıverdiğine benzetebilir.

Sekiz milyar insanın sekiz milyar yorumu olabilir.

Açan ve düşen her bir yaprağın, Everest Tepesi’ndeki bir kar tanesinin, Taklamakan Çölü’ndeki bir kum tanesinin, okyanuslardaki her bir damlanın birbiriyle etkileşimini kuran, her birine binlerce emir ve yasak koyan, her birinin yaratılışında bize binlerce fayda sağlayan Rabbimiz, yer ve göktekilerin her birinin severek ve isteyerek Rabbine itaat ettiğini şöyle haber verir:

 

“Sonra duman halindeki semaya yöneldi, gökyüzüne ve yeryüzüne: ‘İsteyerek veya istemeyerek gelin’ dedi. Onlar: ‘İsteyerek itaat için geldik’ dediler” (Fussılet süresi ayet 41/11).

Ve yaratılan her şeyin yaratanı tespih ettiğini ama bizim onların tespihini anlayamadığımızı haber verir:

“Yedi gökle yer ve bunlardakiler O’nu tespih ederler. O’nu hamd ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tespihini anlayamazsınız. Şüphesiz, O, Halim’dir, (yumuşak davranır) bağışlayıcıdır” (İsra süresi ayet 17/44).

Meyvelere gölgelik görevi yapan, sıcak günlerde yelpaze gibi meyveye hava üfleyen, meyveler koparılınca görevini yapmanın sevinciyle önce havalarda sevinçten uçan yaprakları yorumlamada bile biz bin parçaya değil sekiz milyar parçaya ayrılabiliriz.

Aklımın ermeye başladığı altmış yıldan beri İslam dinine hizmet eden çok değerli insanlar, gönül dünyamda havada uçuşan yapraklar gibi gelip geçmeye başladı.

“Keşke şu hataları yapmasaydı” dediklerimin bile yaptığı iyilikler yanında beğenmediklerim, karlı dağın başına düşen bir tek odun kömürü gibi bile değildi.

 

Onun için hizmet ehli insanlarımıza bakarken, onları anlatırken doğru, ihlâslı, güzel, faydalı, olanları anlatarak aramızdaki kırgınlıkları kaldırırsak, ayrı ve aykırılıklarımız farkında olmadan yok olup gider.

Dut yaprağı, kavak yaprağı, çam yaprağı ve bütün yapraklar, dalda ayrı ayrı renkte görünürler de toprakta tek renk olurlar.

Bizler de uygulamalarımızda ayrı  renkte olsak da uyduğumuz yolun rengi tek olmalı. O da Rabbimizin Bakara süresinin 138’inci ayetinde haber verildiği gibi “Sıbğat’ellah/Allah’ın boyası” olmalı.

Bu güne kadar dinimize hizmet eden, ayrı mektep ve meşrepten olan ve halen yaşayanlara Allah’tan sıhhat, afiyet ve son nefese kadar kabul edilecek hizmetler nasip etsin.

Makamını yükselten yaprak gibi, toprağa dönen değerli İslam dini hizmetkârlarına kabirlerinin cennet köşelerinden bir köşe olmasını Allah celle celalühten temenni edelim.

Bu yazı 1638 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar