Reklam
Reklam
ÜÇ YANLIŞ BİR DOORUYU GÖTÜRÜYOR MU ÖRTMENİM?
Şafak DUMAN

Şafak DUMAN

ÜÇ YANLIŞ BİR DOORUYU GÖTÜRÜYOR MU ÖRTMENİM?

08 Haziran 2020 - 11:11

(Kaç Yanlışımız Bir Doğru Eder?)

            Yıllar önceydi. Deneme sınavları yapılıyordu. Sene sonunda, belki de okul sonunda girilecek bir sınava hazırlanıyorduk. Zorla sınava sokuluyor ve sıralamadaki yerimize göre tavsiyeler dinliyorduk. Yine yineyine… Sıralamadaki yerlerimiz hemen hemen aynıydı ve dinlediklerimiz de.

Her deneme sınavında ilk beşe girenler birincilik için yarışıyorken, hep dördü birinci olamadığı için ağlayarak öğretmenin şefkatli kollarında teselli buluyordu. Aslında üç doğrunun bir yanlışı neden götürmediğini sormanın tam zamanıydı, yaşlı gözlerle…

Sınava girmek bile istemeyen, ilgi ve yetenekleri keşfedilememiş, başarısızlar olarak(!) okuldan kaçmayı da başaramamışsak, son sıraları şansımıza(!) göre paylaşıyorduk. Ezberlediğimiz ve hiç unutmadığımız nasihatler(!) tekrar tekrar söyleniyordu yüzümüze: Yine yapamamışsın, yine çözememişsin, yine sonlardasın, bunu bile yapamamışsın…

Biliyorduk. Yine yapamayacaktık. İşte bu yüzden deneme veya gerçek sınava girmek istemiyorduk. Anlatamıyorduk…

Sınavlarda yarıştığımız ve birinci olabildiğimiz tek şey “Örtmenim, üç yanlış bir dooruyu götürüyor mu?” sorusunu ilk önce sorabilmekti.

Biz hep yaz tatilini bekliyorduk.

Okulun kapanmasına çok seviniyorduk, söyleyemesek de.

Sınavlarda ilk beşe girenlerin dışındaki büyük çoğunluğun hayali hep yaz tatiliydi. Köyde gezecekler, bağda bahçede çalışacaklar, hayvan otlatacaklardı: Tavuğun yumurtasının folluğa düştüğündeki sıcaklığı, süt sağarken köpük köpük bakracın nasıl devrildiğini, koyunun geviş getirirken aldığı hazzı, derede eline gelenin balık mı kurbağa mı olduğunu, arılar tarafından sokulunca çamur basmayı… tekrar tekrar yaşayacaklar,  yaparak yaşayarak öğrenecekler ve geleceğin çiftçileri olacaklardı.

Kimisi sanayide çalışırken özellikle yağa kire bulanacak, kendi dükkanını açmanın hayalini kuracaktı. Bazıları da manavda, berberde, bakkalda çırak olarak başladığı yolu iş adamı olarak tamamlayacaktı.

Mahalle maçlarında yeteneği keşfedilenler sporcu olabilse de resim ve müzik alanında yetenekli olanların işi çok zordu. Belki kendileri bile bunun farkına varamadan bir ömür asgari ücretle fabrikada çalışıp, emeklilik hayaliyle yaşayacaklar.

Artık köyler eskisi gibi değil. Yumurtlayacak tavuk, sağılacak inek bulmak; derede balık, ağılda koyun bulmak çok zor.

Sanayide çırak olmak, sigortasız haftalığına çalışmak mümkün değil.Bakkal zaten kalmadı, manavlar AVM’lerin üyesi olma yolunda, kasaplar gibi…

Sınavlar ve denemeleri aynen devam ediyor. Bazen üç yanlışın bir doğruyu götürmediği oluyor.

Dünün küçükleri bu günün büyükleri olarak bizler ne durumdayız?

Büyüklerimizden öğrendiğimiz gibi çocuklarımızı zorla(!) sınavlara sokalım mı?

Karar bizim.

Bu yazı 2526 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • HAKAN BAYRAKTUTAR
    4 hafta önce
    ŞAFAK BEY DİĞER YAZILARINIZA DA GÖZ ATTIM. ELBETTE KATILMADIĞIM HUSUSLAR VAR. ANCAK KALEMİNİZİ İYİ KULLANIYORSUNUZ. TEBRİK EDERİM. ULUSAL GAZETELERDE GÖRMEK İSTERİM
  • HAKAN BAYRAKTUTAR
    4 hafta önce
    ŞAFAK BEY DİĞER YAZILARINIZA DA GÖZATTIM, ELBETTE KATILMADIĞIM HUSUSLAR VAR. ANCAK KALEMİNİZİN KUVVETLİ OLDUĞUNU SÖYLEMELİYİM. KİTAP YAZMAYI DÜŞÜNÜN

Son Yazılar