Reklam
Reklam
DAHA FAZLA ŞÜKREDER
AYDIN ALAS

AYDIN ALAS

DAHA FAZLA ŞÜKREDER

04 Nisan 2022 - 12:20

ÜSTÜN İNSAN OLMA SANATI

(YAZI DİZİSİ)

12. DAHA FAZLA ŞÜKREDER

Üstün insan daha fazla şükreder. Bunun en güzel örneği de yine peygamber efendimiz (s.a.v)’dir. O kutlu nebi insanlara Allah’ı anlatıyor ve Allah’a nasıl şükredeceklerini, nasıl teşekkür edeceklerini ve nasıl ibadet yapacaklarını öğretiyordu. Verdiği öğütleri önce kendisi uyguluyor ve herkesten daha fazla şükrediyor, ibadet ediyordu. Hatta öyle ki, geceleri sürekli ibadet halinde ve çoğu zaman sabahlara kadar ve ayakları şişene kadar namaz kılıyordu. Bir gün Ayşe annemiz ona: “Allah senin geçmişte yaptığın, gelecekte yapabileceğin bütün hatalarını bağışladığı halde, kendini niçin bu kadar yoruyorsun?” diye sordu. Peygamber efendimiz de: “Bu lütuflarından dolayı Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Diye cevap verdi.

Gördüğü iyiliğe karşı insanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

Teşekkür etmek bir inceliktir. Teşekkür etmek içten gelen bir samimiyettir. Yere düşen bir eşyamızı alıp bize veren birisine teşekkür ederiz. Bize iyilik yapan birisine teşekkür ederiz. Bize hediye veren insanlara da teşekkür ederiz. Eğer bir insan, bir yakınımız veya arkadaşımız bize beklemediğimiz bir anda iyilik yapmışsa veya beklediğimizin ötesinde bir hediye vermişse, ona karşı mahcup oluruz, sevgi besleriz ve bizde ona aynı şekilde karşılık vererek iltifat etmek isteriz.

Peki ya bizi yoktan var eden, bizi hiç olmaktan, yokluktan, boşluktan ve değersizlikten kurtaran rabbimize karşı da bir teşekkür etmek gerekmez mi? Elbette ki gerekir ve her nimetin şükrü kendi cinsine göredir. Allah’a teşekkür etmek, şükretmek hem onun şanını yüceltir, hem de teşekkür edenin şanını yüceltir. O’na teşekkür etmenin elbette bir çok yolu vardır. Peygamber efendimiz (s.a.v) yüce yaratıcıya nasıl teşekkür edeceğimizi bize göstermiştir, öğretmiştir. Hamd bir teşekkürdür, namaz bir teşekkürdür, oruç bir teşekkürdür, zekât da bir teşekkürdür. Allah için yapılan bütün ibadetler bir teşekkürdür.

Şeytanın vesveselerine kulak veren bir insan, ibadet etmeyi bir külfet, yapılması güç olan bir eylem ve yük olarak görür. Günde 8 saat başkası için çalışmak zor gelmez, fakat Allah’a teşekkür etmek için onun huzurunda 1 saat durmak zor gelir. Beş vakit namaz, abdestle birlikte toplamda bir saat kadar zamanımızı alır. Aslında bize zaman katar. Çünkü namaz kılan bir insan, hem dünya hayatını planlar, düzenler, hem de ahiret hayatında sonsuz bir zaman kazanır. Hem de öyle bir zaman ki, Dünyadayken ömür boyu çalışıp elde edemeyeceğimiz makam ve zenginliği kazanabileceğimiz sonsuz ve eşsiz bir zaman.

Dünyadayken yapacağımız bu teşekkürün bu kadar kıymet ifade edebileceğini bilseydik, herhalde başımızı secdeden kaldıramazdık. Rabbimiz bunu bildiği için, bizim önümüze bazı perdeler koymuştur. İmanda ve itikatta derinleşen kullar bu perdelerden bazıları kaldırabilirler. Allah ile kul arasında 70.000 perde vardır. Bizim her bir hayırlı işimizde bu perdelerden bazıları kalkar ve Allah ile aramızdaki irtibat kuvvetlenir. İnsan gördüğü şeye inanır. Gördüğü şeye şükreder.

Allah’ı göremeyen bir insan ona nasıl şükredebilir?

Hiç görmediğimiz birisi bize bir hediye yollasa, biz bu hediyeyi aldığımızda, hediyenin ondan bize ulaştığını bilebiliriz. Bu durumda hediyeyi bize getiren postacıya mı yoksa hediyeyi bize gönderen asıl kişiye mi teşekkür etmeliyiz.

Biz hediyeyi bize gönderen kişiyi görmesek bile, bize değer verdiğini bilir ve ona teşekkür ederiz. Bizi düşünmüş olması bile bizim için bir hediyedir aslında.

Peki şöyle bir durup düşündüğümüz zaman, şükredeceğimiz nelerimiz olduğunu bir hayal edebilir miyiz? Başta hayatımız. Ne kadar zor olursa olsun, hayata gelmiş olmak bile bir lütuftur. Allah bizi bir kuş olarak, taş olarak, ya da ağaç olarak da yaratabilirdi… Ya da hiç yaratmayabilirdi.

Kâinatta hiçbir varlık sebepsiz yere yaratılmamıştır. Biz biliyoruz ki bu varlıklar kendiliğinden meydana gelmemiştir ve madem tüm bunların arkasında eşsiz bir güç var. Elbette ki bize bir mesaj vermek istiyor! Hangimizin daha sadık olduğunu ve hangimizin daha güzel ibadet edeceğini, hangimizin daha adil olduğunu ve hangimizin daha merhametli olduğunu bize göstermek için bizi yarattı. Eğer isteseydi bizi direk cennetine de koyabilirdi. Ancak bunun bir değeri olmayacaktı. O zaman biz kendimizi oraya layık olarak görecektik. Zorluğu yaşamadığımız için verilen hediyenin de kıymetini hiçbir zaman anlayamayacaktık. İşte bu yüzden imtihan var. İşte biz bu yüzden görmediğimiz, fakat var olduğunu bildiğimiz ve gücünü her daim hissettiğimiz yaratıcımıza şükrediyoruz.

Üstün insan, rabbinin kendisini boş yere yaratmadığını bilen insandır. Bu nedenle sürekli onu düşünür ve onu teşbih eder. Ona en güzel şekilde teşekkür eder. En güzel teşekkür etme şeklini bize peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’nin öğrettiği belirtmiştik. Bu vesileyle biz de, peygamber efendimize yakışır bir ümmet ve rabbimizin bizi görmek istediği şekilde bir kul olabilirsek, kendimiz için küçük bir adım fakat insanlık için büyük bir adım atmış oluruz.

Önce ahlak…

Peygamber efendimiz, “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” Buyurmuşlardır. İslam dini başlı başına bir ahlaktır. Bu güne kadar gönderilmiş olan tüm peygamberler İslam dini üzerine gönderilmişlerdir. Tüm peygamberler adaletten, hoşgörüden, Allah’ın birliğinden bahsetmişlerdir. Peygamber efendimiz, peygamber olmadan önce de ahlaklıydı. O Muhammed-ül emindi. Herkes ona, malını ve ırzını emanet edebiliyordu.

İslam ahlak dinidir. Dinimiz her türlü ahlaksızlığa karşı bizleri uyarmaktadır. Önemli olan insanın bu hataları yaptıktan sonra tövbe etmesi ve yeniden tekrarlamamasıdır. İnsan hata yapabilir, günaha da girebilir. Rabbimiz zaten bunu bilerek bizi yarattı. Eğer hiç hata yapmayan bir varlık yaratmak isteseydi, insana hiç gerek kalmayacaktı. Çünkü meleklerde nefis yoktur. Onlar Allah ne dediyse onu yapmakla görevlidirler. Milyonlarca yıldır secdede olan milyarlarca melek var. Milyonlarca yıldır secdede olan milyarlarca melek var. Yemez içmezler…

Özetle şunu söyleyebiliriz değerli dostlar. Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı yok. Fakat bizim ibadet etmeye ihtiyacımız var. Çünkü ayetle de sabittir. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı ahlaksızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.

Bu yazı 1731 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum

Son Yazılar