Ramazan ayının gelişiyle birlikte şehirde hissedilir bir dinginlik ve sükûnet hâkim oldu. Günlük hayatın koşuşturması sürse de Ramazan’ın getirdiği manevi atmosfer toplumsal hayata bahar esintisi gibi yansıdı. “Hayırlı Ramazanlar”, “hayırlı sahurlar” ve “hayırlı iftarlar” temennileri sokaklarda ve iş yerlerinde daha sık duyulmaya başlandı. Ekonomik zorluklara rağmen çarşı ve pazarlarda Ramazan hazırlığı yapan vatandaşların oluşturduğu hareketlilik dikkat çekti.
Geçmiş yıllarda mahalle kültürünün daha güçlü olduğu dönemlerde kandil ve arefe günlerinde komşular arasında pişiler dağıtılır, çocuklar yaklaşan mübarek günlerin heyecanını takvime bakmadan hissederdi. Mahalle büyükleri küçük hediyelerle çocukları sevindirir, Ramazan’ın bereketi birlikte yaşanırdı.
Günümüzde ise çocukların gündeminde çoğunlukla sınav takvimleri yer alırken, Ramazan’ın coşkusunun bazı Anadolu şehirlerinde hâlâ canlı şekilde yaşatıldığı belirtiliyor.
Uzmanlar ve kanaat önderleri, gençlerin dinî pratikleri konusunda eleştirel bir dil kullanmak yerine, onların kalbine dokunan somut örnekler ve birlikte yaşanan manevi atmosferlerin daha etkili olduğuna dikkat çekiyor. Sözden çok hâlin ve yaşantının öğretici olduğuna vurgu yapılıyor.
Ramazan ayının, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve manevi iklimi tazeleyen yönüyle şehir hayatına farklı bir soluk getirdiği ifade ediliyor.




YORUMLAR