Çin Modeli ve Sosyal Devletin Rekabet Sınavı ;
Çin devleti, çalışanların işçi haklarını, asgari ücreti ya da aile yaşamını gözetmeden, insanları konteynerlerde birkaç metrekarelik alanlarda barındırıyor. Ucuz işçilik üzerinden üretim yapıyor, devlet şirketleri destekliyor. Zarar eden firmaların batmasına izin vermiyor; gerekirse kurtarıyor. Üstelik her ülkeye yüzlerce firmasını gönderiyor, elemanlarını finanse ediyor ve devlet gücüyle küresel ölçekte iş yapıyor.
Şimdi düşünelim: Böyle bir sistem karşısında mücadele etmek kolay mı? Çin’in bu modeli, sosyal devlet anlayışını hiçe sayarak rekabet avantajı sağlıyor. Peki biz, hem sosyal devlet olmayı sürdürmek hem de uluslararası alanda rekabetçi kalmak istiyorsak üretimi nasıl gerçekleştireceğiz?
Sorunun özü burada yatıyor: İnsan onurunu ve işçi haklarını koruyarak, aynı zamanda küresel rekabetin sert koşullarına karşı ayakta kalabilmek. Türkiye’nin geleceği, bu dengeyi kurabilme becerisinde saklıdır.
Şimdi bu yazıyı niye yazdım diye soracak olursanız, sebebi şu:
Türkiye’de tohum üreticisi firmalar yerli üretim yapıyor. “Türkiye tohumu yerli” deniyor, oranlar veriliyor, dışarıdan tohum almıyoruz deniyor. Gayret var, her şey yerinde görünüyor. Üstelik Türkiye’de yerli firmaların yanında yabancı firmalar da üretim yapıyor. Onların ürettiği tohumlar da Türkiye’de üretildiği için yerli sayılıyor. Buraya kadar hiçbir sorun yok.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Tohumcular Birliği’nin (TÜRKTOB) ve onun alt kuruluşu olan Türkiye Tohum Sanayici ve Üreticileri Birliği’nin düzenlediği 1-2 günlük çevrimiçi seminere katıldım. Orada gördüğüm bir durum beni ciddi şekilde düşündürdü: Türkiye’nin en büyük tohum üreticisi firmaları aynı zamanda en büyük tohum ithalatçıları. Burada özellikle “üretici” diyorum, çünkü sadece satıcı değiller.
Bu firmalar, güçlü sermayeleriyle Türkiye’de Ar-Ge yapıyorlar. Kendi geliştirdikleri ebeveyn hatlardan elde ettikleri tohumları Hindistan ve Çin gibi ülkelerde ucuz işçilikle ürettirip Türkiye’ye getiriyor, burada paketleyip satıyorlar. Bunun bilgisini herkes biliyor, bunda bir sorun yok. Ancak şunu söylemek gerekiyor: Rekabet edebilmek için “ben yerli firmayım, 20-30 işçi çalıştırıyorum, maliyetlerim kurtarıyor mu kurtarmıyor mu” hesabı yapmadan uluslararası aktör olmaya çalışmak çok zor.
Dolayısıyla bu büyük firmalara da hak vermemek mümkün değil. Küresel ticaretin sert koşullarında ayakta kalabilmek için onlar da kendi yöntemlerini buluyor. Fakat işin diğer tarafında, bizim Ticaret Bakanlığımızın ve ilgili kurumlarımızın Türkiye’de tohum sektöründe ve genel olarak tarım sektöründe artan üretim maliyetleriyle nasıl mücadele edileceği konusuna çok daha fazla eğilmesi gerekiyor.



YORUMLAR