Reklam
Reklam
FELAK SURESİ
M. Hamdi Güner

M. Hamdi Güner

Sohbet

FELAK SURESİ

05 Şubat 2026 - 17:00

FELAK SURESİNİN MANA VE MESAJLARI

 

Felak, Kuran'ın sondan ikinci suresi olup beş ayetten ibarettir. Kevser ve İhlas surelerinden sonra Nas (insan) suresiyle birlikte en çok okunan bir bölümdür. Peygamberimizin yatmadan önce İhlas ve Nas ile birlikte okuduğu ve ümmetlerine okunmasını tavsiye ettiği bu sure Nâs suresiyle beraber nazil olmuş, yani gökten inmiştir.

 

Kul eûzü bi rabbilfelak(1), min şerri ma halak(a), ve min şerri ğasikin iza vekab(e), ve min şerrinneffâsâti fi-l-ukad(i), ve min şerri hasidin iza hased(e).

 

"Yarattıkla serrinden (kötülüğünden), her tarafı kapladığı zaman karanlıkların kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden ve çekemezliğini icra ettiği zaman çekemezin kötülüğünden sabahın Rabbine sığınırım de!"

 

Peygamberimiz Amir oğlu Utbe ye "Bu gece indirilen ayetleri görmedin mi (duymadın mı?) ki hiçbir zaman onlar gibisi görülmemiştir. (Onlar) -Kul eûzü bi Rabbilfelak ve Kul eûzü bi Rabbinnas-tır" diyerek bu iki sûrenin toplam onbir ayetine ve bu ayetlerin tümünün de sığındırma ve sığınma olduğuna işaret etmiştir. (Ruhu-l-beyan/Felak tefsiri).

 

Şimdi de sûremizin tefsir ve yorumlarını yapmaya çalışalım:

 

FELAK sabah manasına geldiği gibi patlama anlamına da gelmektedir. Sabah güneşin doğmasıyla meydana geldiği için Güneş manasına da gelir ve RABBU-L-FELAK Güneşin Rabbi demek de olur. Hak Dini Kur'an Dili adlı eserinde Muhammed Hamdi Yazır İbni Sina'nın "Felak yokluk zulmetinden varlığın ki burada İbni Sina'nın günümüzdeki BIG-BANG nuruyla patlayarak oluşan şeydir" dediğini aktarıyor (büyük patlama) deyimiyle ifade edilen YARATILIŞ yaratıldığı iddiasına yaklaşık bir ifade kullandığı TEORİSİ'ne-Dünyanın büyük bir patlayışla birden bire söylenebilir. Patlama anlamına geldiği birçoklarınca bilinen 'infilak' sözü 'felak' kökünden gelmektedir. Günümüz fenninde tüm sebze, meyve, ağaçların birer çekirdek patlamasından oluştuğu ve bir çekirdekte sebze ve ağaçların tüm şekillerinin çekirdekte şifresinin bulunduğu ifade edilmektedir. Öyleyse bu görüşü de dikkate alırsak KUL EÛZÜ Bİ RABBİ-L-FELAK ifadesi "her sabah doğan güneşin, günün en temiz havasını taşıyan sabah vaktinin, büyük bir patlamayla yaratılan kâinatın, sebze ve ağaçların tüm şekillerini içlerine sığdırdığı çekirdeklerin Rabbine (terbiye edicisine, düzenleyicisine) sığınırım de!" manası gündeme gelir. Şu halde MİN ŞERRİ MA HALAK (yarattıklarının kötülüğünden) cümleciğiyle birlikte "yarattıklarının kötülüğünden günün en temiz havasını taşıyan sabah vaktinin, büyük bir patlamayla yaratılan kainatın, kocaman sebze ve ağaçların tüm şekillerini içlerinde taşıyan tohumların, her sabah doğan güneşin, rabbine sığınırım de!" anlamı ortaya çıkar.

 

Zâriyât sûresi 56.ayette Allah Teâlâ "Ben Cin ve İnsanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım", Mülk (Tebareke) sûresi 2.ayetinde ise "Ölüm ve hayatı hanginiz daha iyi iş yapacak diye imtihan etmek için yarattım" diyor. Ama buna rağmen Felak sûresinde yarattıklarının arasında kötülük yapabilecek varlıkların bulunacağına da dikkatimizi çekerek tedbir (önlem) almamızı istiyor.

 

VE MİN ŞERRİ ĞASİKİN İZAVEKAB cümleciği yukarıda "her tarafı kapladığı zaman karanlıkların kötülüğünden" şeklinde tercüme edilmiş ve ay ışığının bile olmadığı bir gecede bazı kötülüklerin olabileceği ve karanlık dolayısıyla korunması da zor olacağından Allah'a sığınmak gerektiği anlaşılır. Ayrıca bazı karanlık düşüncelerin sonucu karışık ve karanlık yani sonu karanlık hadiselerin ortaya çıkabileceği ve onlardan da Allah'a sığınmak gerektiği ifade edilmiş oluyor. Ayrıca ĞASİK Süreyya yıldızı, VEKAB da iniş veya batış (kayboluş) manasıyla Peygamberimizin de ĞASİKİN İZA VEKAB denildiğinde "Ennecmü-l-ğasik" dediği, ayrıca AY'1 Aişe validemize göstererek "işte bunun şerrinden sığın; çünkü bu battığı zaman ğasık olur" diyerek kanaatime göre ayın tutulmasından sonra kötü hadiselerin olacağına İşaret etmiştir ki bunlardan biri deprem olabilir. Bu itibarla hem Süreyya yıldızının gözlerden kaybolduğu ve hem de Ay'ın tutulduğu zaman ki şerlerinden Allah'a sığınırım" anlamı çıkar ki bu Süreyya yıldızının bir ülkeden görünmeyecek şekilde kaybolmasının ve hem de Ay'ın tutulmasının arkasından tabiatta olumsuz olayların meydana gelebileceği ve ona göre önlem alınması gerektiği anlamı çıkar ki bunun üzerinde de düşünmek icap eder. Güneşin hatta ayın Dünyamız üzerinde etkileri olduğuna göre çok uzakta da olsalar yıldızların ve dolayısıyla Süreyya yıldızının Dünyadan görünmeyecek şekilde kaybolması elbette ki bir etki yapacaktır. Felak sûresi bu konuda bilim adamlarını göreve davet ediyor gibi geliyor bana. Konuyla ilgili olarak Mesnevi'nin 15575-15585 numaralı beytlerine bakılabilir.

 

Felak sûresinin 4.ayeti "VE MİN ŞERR- İN-NEFFASATİ Fİ-L-UKAD" olup baş tarafa bağlı olarak "düğümlere üfleyenlerin şerrinden Allah'a sığınırım de" seklinde tercüme edilmiş ise de ayetin asıl metindeki UKAD kelimesi sadece bir ipliğin düğümleri değil aynı zamanda velayet yani idare, iş verme veya iş yetkisi, kalpteki itikad, azm-u- tasmim (kesin karar) ve görüşmanalarında da kullanılır. Neffasât'ın mastarı olan nefes de ne tükürüklü ve ne de tükürüksüz üflemek yanı nemli bir solukla üflemektir.

 

Şu halde sûrenin bu cümlesini okuyan kimse "düğümlere yaş bir solukla üfleyen, idarecilerin idaresine, kalplerdeki inanca, kafalardaki görüşlere fesat sokanların kötülüğünden Felak'ın Rabbine sığınırım de" diyen Allah'ın emrine uyarak "ipliklerdeki soluklarla nemli üfleyerek tuzak düğümlere hazırlayanların, idarecilerin işlerine, kalplerdeki inanç ve kafalardaki görüşlere fesat sokanların, sokmaya çalışanların şerrinden sabahın Rabbine sığınırım" demiş olur.

 

Nemli veya ıslak soluklarla iplik düğümlerine nefes ederek düşmanlık yapıldığı ve yapılabileceği bu ayetle açıkça ortaya konduğu halde bunun olmadığını iddia edenler, sihrin sadece bir göz boyama olduğunu ortaya atanlar vardır. Evet sihir sadece göz boyamadır. Nitekim Firavun'un sihirbazları daha önce üzerlerine tutkal sürdükleri urganlarını (uzun ve kalın iplerin)" guneşli bir havada meydana bıraktıklarında güneşin tutkalı kurutması sonucu olarak kavrulup hareket eder gibi olması bir göz boyamadır diyebiliriz; ama tutkalın kıvrılmasıyla büyük iplerin kıvrılması göz boyama değil; gerçektir. Aslında Nun. Fa ve Sa (sin değil) harflerinden oluşan "nefes" kelimesi sihirden başka bir şeydir.

 

İşte buradan hareketle saçlarından alınan birkaç kılın ve onlarla bir arada Peygamberimizin düğümlenen ipliklerin düğümlerine nefes edilmesi yani tükürük kıvılcımları sıçratılarak yapılan işlemin saçların alındığı vucutla aleyhte olarak irtibatlandırılmasını(bağlantı kurulmasını) gerçekleştirmiş olabilir. Felak ve Nas

sûrelerinin iniş sebebi Peygamberimize yapılan böyle bir büyüdür. "Allah seni insanlardan ve koruyacaktır" mealindeki ayet bu olayın aleyhine bir delil olarak gösterilemez. Çünkü Canab-u Hakk bu iki sureyi indirerek peygamberimizi koruduğu gibi ümmetlerini de uyarma ve koruma vesilesi yapmıştır. Bu nedenle "tırnaklarınızı parçalayın" diyerek de onları bütün halinden çıkararak büyüde işe yaramaz hale getirmemizi isteyen Peygamberimiz: "saç tırnaklarınızı gömünüz ki sihirbazlar onlarla oynamasın" buyurarak da saç ve tırnaklarımızın büyüde kullanılamaz hale getirilmesini istediği rahatça söylenebilir. Günümüzde uzaktan kumanda ile TV.lerde kanaldan kanala atlanabiliyorsa, hatta füzeler kumanda edilebiliyorsa çok daha maddi bir yapıya sahip saç ve tırnaklarla bir tuzak yapılarak alındıkları bedene zarar verilebilir. Bu nedenle saç ve tırnaklarımızı bütün olarak olur olmaz yerlere atmayıp parçalara bölünmesi veya bulunma imkânı olmayan yerlere gömülmesi yahut son çare olarak yakılması gibi tedbirler alınmalıdır.

 

Felak sûresinin son ayeti "VE MİN ŞERRİ HASİDİN İZA HASED" cümlesini okuyarak çekemezlerin çekemezliklerini icra etmek istedikleri zaman şerlerinden sığınmamız istenmektedir.

 

Bu ayet-i Kerime önce çekemez kişilerin çekemezlik yaparak aleyhimize komplo (tertip) kurabilecekleri hususunda bizi uyarmaktadır. Ayrıca onu içtenlikle okuyarak çekemezlik yapanların şerrinden Allah'ın altına koruması girebileceğimizi müjdelemektedir. Bu nedenledir ki Peygamberimiz her gece yatağına girdiğinde -Kul hüvellah- diye başlayan "İhlas" suresinden başlayarak bu felak suresi ve arkasından da Nas suresini okuyup ellerine nefes ettikten sonra avuç içleriyle bedeninden mümkün olan tüm yerleri mesheder (sıvazlar) dı. Günümüzün fenni bunları kabul etmese de "ilim âhir zamanda zahir olacaktır" hadisi gereğince bir gün kabul ve ilan edeceği kanaatindeyim.

 

Hased yani çekemezlik bu kadar kötü ve kötü olaylara vesile olan bir kötü huy olduğuna göre "Ateşin odunu (yakıp) yediği gibi Hased de amelleri (yapılmış güzel işleri) yani sevapları yer (yok eder)" hadisini sıksık öğüt olarak birbirimize iletelim.

Bu yazı 28 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar